Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

(Bursa/Seçköy-Osmangazi 1921)
Doğduğu köyün 3 yıllık okulunda eğitim gördü. 16 yaşındayken hint keneviri yetiştirmek suçundan cezaevine girdi. Cezaevinde kendini avutmak için resim çizmeye başladı. Resimlerini zeytinyağına batırdığı renkli kalemlerle yapıyordu. Yaklaşık üç yıl kaldığı cezaevinden çıktıktan sonra evlendiği gün, düğün evini basan hasmını öldürdü ve yeniden cezaevine girdi. 1942-1950 yılları arasını Bursa Cezaevi'nde geçirdi.

Balaban, cezaevinde tanıştığı Nazım Hikmet’in ilgisi, desteği sayesinde resim yeteneğini geliştirdi. Ressam, yedi yıl süren Nazım Hikmet'li günlerini ileriki yıllarda yazdığı ‘Şair Baba’ ve ‘Damdakiler kitabında anlattı.

Balaban, “Sanat yaşantının izdüşümüdür. Konu bir özdür, her öz kendi kabuğunu yapar.“ kuramını ortaya koymuş ve sanatını bu kuram üzerine oturmuştur. Resim eleştirmenleri kendisini "Anadolu insanının yaşamından ve halk efsanelerinden yola çıkarak toplumsal gerçekçi yapıtlar üreten ressam" olarak tanımlarlar.

Balaban, sanat hayatını Dağınık, Nakışsı, Ağır Aksak, Oyuncaksı, Tutsak, Özgürlük gibi dönemlere ayırır. Önceleri köy yaşamının yoksulluğunu, köylü üretim araçlarını resmeden sanatçı, giderek destanlara, halk inançlarına, kahramanlarına, söylencelere, mitolojiye uzanır. Giderek kente göçü, kentteki yaşam ve demokrasi mücadelesini ele alır. Son dönemde Anadolu Erenleri ve Bereket Anaları'nı resimler.

İlk sergisini 1953’te İstanbul Fransız Kültür Merkezi'nde açan sanatçı, sonraki yıllarda hem Türkiye'de, hem de yurtdışında pek çok sergiye katıldı, ikibinden fazla resim ve bu sayının birkaç katı desen üretti, halen İstanbul’daki atölyesindeki çalışmalarına devam ediyor.

 
 

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player