Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

(Konya 1931)
İDGSA Resim Bölümü Zeki Faik İzer Atölyesi'ni 1956 yılında bitirdi. Mezun olduğu okula 1962 yılında asistan olarak girdi. ‘Sanatta yeterlilik/doktora’, doçent ve profesör unvanlarını hep bu okuldan aldı, akademiden emekli olana kadar yüzlerce sanatçı adayı yetiştirdi. Halen Yeditepe Üniversitesi'nde ders veren Altan, aynı zamanda yazar kimliğine sahip çok yönlü bir ustadır.

İlk kişisel sergisini İstanbul/Türk Alman Kültür Merkezi’nde açtı. Modern, avangart düşünce, pop-art ve özellikle post-modern’i Türkiye'de geliştiren kişi olarak çağdaş Türk resminde kendi kuşağı ve kendinden sonra gelen kuşağa öncülük etti. Türkiye'de ilk Küratörlük eylemi olan Avni Lifij sergisi (1968) bu anlamda ilk girişimidir. Yine, farklı işlerinden biri olan ve TRT İstanbul Radyoevi’nde örnekleri bulunan 24 m² ebatlarında iki adet duvar halısı yaptı.

Sanatçı, kendine özgü kurgu dünyasıyla Çağdaş Türk resminin gelişimine katkıda bulunarak yazgısına yön veren ve bugünün Türk resminde kendi kuşağı ve kendinden sonraki sanatçıları da etkileyen  "sanatçı referans verir, etki kaçınılmazdır; yöntem değil, sonuç önemlidir" görüşünü ilke edindi.

Uzunca bir süredir, irdelediği ve derslerinde temel öğreti maddesi olarak ele al­dığı ‘espas'ın bütün sanat tarihi boyunca kullanılış biçimine açıklık getirmiş "sanat birbirinden farklı, kavram, köken, yapı ve mantıkların birleşmesiyle oluşur" sonuca varmış, bunu 1970 yılında “Resim Sanatında Mekân” başlıklı ve bir manifesto niteliğindeki konferansında, ilk olarak akademisyenler önünde ileri sürmüştür.

Bunu izleyen zamanlarda Altan bu sav üzerine uluslararası nitelikte bir sanat geliştirerek, farklı kişilerin yaptıklarını rastlantısal biçimde birleştirerek ve farklı kişilere uygulatarak teknik, üslup, malzeme kullanımında birbirine tamamen yabancı olmalarına karşın, sanat tarihinde ilk kez “radikal espas” yorumuyla şaşırtıcı bir bütünlük oluşturmuştur.

Sanatçı, eserlerinde değişik doku, strüktür eleman, malzeme, sanat görüşü, ışık vb. aykırılığın rastlantısal olarak bir araya gelmesiyle oluşan sanat anlayışını benimsemiş ve yaşamı süresince; Romantik Dönem (1957), Krallar ve Kraliçeler (1965), Tepegöz ve Sinek Kralı’nın Oğlu (1960), 12 Mart Sonrası (1970), Gerçekçi Dönem (1972), Ara Dönem (1981) Kolaj ve Üç Boyutlular (1984) ve 1989’dan günümüze kadar devam eden Soyağaçları adlarını verdiği farklı dönemlerde sayısız eserler üretmiştir. 

Özdemir Altan, yaşamını ve sanatını halen İstanbul’da sürdürmektedir.  

 
 

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player